Balıkesir – Alibey
Nüfusu : 973.314 kişi
Yüzölçümü : 14.292 km2
İlkbahar : Gidilebilir
Yaz : Tam sezonu
Sonbahar : Tam sezonu
Kış : Gidilebilir
Cunda Adası, yani Alibey Adası’na İstanbul’dan gitmek için en iyi güzergah, TEM otoyolunu kullanarak Tekirdağ’a gitmek. Tabii oraya gidince ilk adreslerinizden biri köfte yemek için mola vermek. Bunun için de ya şehir içinde bulunan Özcanlar köfte gideceksiniz sarımsağı az ve baharalkı köfte yemek için ya da yine hem sahilde hem de şehir merkezinde işyerleri bulunan Ali Baba Köftecisi bir başka adresiniz.Özel olarak yetiştirilen hayvanların etlerinden hazırlanan köfteleri yerken, “iyi ki mola verdik” diyeceğinizi biliyorum.
Nasıl gidilir ?
Bu arada eğer içki hem de rakı sevenlerdenseniz, tabii ki sahil yolu üzerinde bulunan Sezen Market’e uğrayın. Tekirdağ’daki rakı fabrikasında üretilen ilk ürünlerden olan rakılarınızı mutlaka alın. İçmedim ama içenler farklı bir tadı olduğunu söylüyor. Bu arada köy ekmeği ve beyaz peynirini de tadın ve alın. Pişman olmayacaksınız…
Ardından Gelibolu ve Çanakkale’ye arabalı vapurla geçebilirsiniz.
Sonra da, Assos yolu ile Ayvalık’a ulaşıyorsunuz. Ayvalık şehir merkezinden geçip, kısa bir tur attıktan sonra yolunuzu Türkiye’nin en eski köprülerinden biri ile Ayvalık’a bağlı olan Alibey Adası’na çevirin…
Hadi geçmiş olsun…
DENİZ OTOBÜSÜ…
İstanbul’da son yılların en büyük ulaşım alternatifi olarak hizmet veren deniz otobüsü de Ege yolculuklarında milyonlarca İstanbullu’ya büyük alternatif…
Yenikapı’dan kalkan deniz otobüsleri, 1 saat 45 dakika içinde Bandırma’da oluyor. Bu şekilde giderseniz yolunuz neredeyse 4 saat kadar kısalıyor. O nedenle bir çok insan bu yolu tercih ediyor…
İZMİR’DEN GİDİŞ…
Alibey Adası’na İzmir’den gitmek için ise, şehir merkezinden ayrıldıktan sonra Karşıyaka üzerinden sahilden keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz yolun başında. Sonra da yaklaşık 5 saat kadar sürüyor yavaş yavaş mola vererek gidiş, İzmir- Alibey Adası arası sahil yolundan.
Ama keyifli ve güzel…
Nerede kalınır ?
Ayvalık çeşitli konaklama tesislerine ve yüksek yatak kapasitesine sahip. Nispeten daha sakin Alibey Adası’nda pansiyon ve moteller bulunuyor. Sahil Caddesi’nde yer alan Artur Motel, TV ve mini bozdolaplı odaları ile hizmet veriyor.
Alibey Adası’na gelirken, “Arka Deniz” tarafında yer alan tesis Basel Otel… Ayrıca Deniz Motel ve Cunda Otel’de kalabilirsiniz.
Kamp yapmayı düşünüyorsanız, Ada Camp ve Cundamo Camp’ı da tercih edebilirsiniz.
Eğer şehir merkezinde uygun bütçeli bir pansiyonda kalmak isterseniz size Atün Pansiyon’u önerebilirim.
İskelenin arkasındaki caddede, yaşama bir adım mesafede temiz aile işletmesi. Odalarda standart temiz çarşaflı yataklar var. Banyo tuvalet içinde. Başka bir kanfor yok.
Ancak caddeye bakan odada kalırsanız, sahildekileri izleyebileceğiniz nefis sarmaşıklarla süslü balkonu var. Oraya çıkıp günün gecenin keyfini sürebilirsiniz…
Ne yenir ?
Ayvalık, Ege ve Akdeniz’in en zengin yemek ve meze çeşitlerine sahip bölgesi. Özellikle yöresel otlardan yapılan ve meze ve salatalar bölgeye has özellikler taşıyor.
Temmuz ayında İstifno başlarken, hindibağ, sarmısak, zeytinyağı, limon soslu radika otu masaların birinci sırada yer alan mezesi. Çıplak adalardan getirilen taze börülce, çevre köylerde yetiştirilen enginar, patlıcan salata, yaprak sarmalar Ayvalık’ın ünlü has zeytinyağı ile, daha da lezzetleniyor.
Çiçekyağı yerine has zeytinyağında kızartılan balık unutulmaz lezzetlere bürünüyor.
Alibey Adası’nın çevresinde gerek balık, gerekse kabuklu su ürünleri üreten birçok çiftlik yer alıyor.
Midye Akdeniz’den tuzlu suda büyüyüp serpilemediği için, az tuzlu olan Ege’de midye üretme ve arıtma tesislerinde işlenebiliyor. Kabuklu deniz ürünleri arasında bir tür midye olan”Akivadis” de Cunda Adası’ndan çıkıyor.
AŞÇILARIN GÖZDESİ AKİVADİS’İN YAPIMI!
Deniz ürünü kabuklu Akivadisler, tavada domates, biber, mantar ve baharat ilavesi ile hazırlanıyor. Ocaktan alınmadan önce içine bir tek viski dökülüp alevlendirilen meze oyalayıcı geniş şekliyle, farklı lezzetlere sahip oldukları için damak zevkine düşkün olanlarca tercih ediliyor. Kaşarlı istiridye, midye, kidonya, tarak, ayvada değişik pişirim şekilleri ve ilavelerle menüde yer alıyor.
Yörenin balıkları arasında,çiftlikte üretilen veya daha farklı fiyatla vahşi deniz çipurası, levrek aranan balıklar. Barbunya, sinarit, ispari gibi çeşitleri de var.
Artur Restoran, levrek veya iri sinaritten tuzda pişirdikleri balıkları, fırından kalıp halinde çıkarıp, maytaplarla masaya getiriyor. Konukların önünde de çekiçle kırıp servis yapıyorlar.
İskele’de bulunan mezeleriyle ünlü Deniz Restaurant da, bir başka lezzet durağı. Gerçekten her türlü mezeyi ağzınıza layık hazırlıyorlar. Özellikle deniz ürünü levrek ya da çipura bulabilirseniz mutlaka tadına bakın. Yemek sonunda müssesenin ikramı!” olarak Lor tatlısı ikram ediyorlar. Tadına bakın. Beğeneceksiniz…
Cunda Adası’nda özel olarak yiyecekleriniz arasında Papalina isimli, sardalyanın ufağı balıklar var. Yöreye özgü. Haziran ayı sonunda başlayan ve sardalyanın küçüğü olan “Papalina”, tekir dolması, ahtapot salatası, paçası, güveci, kalamar tava, hamsi, turşu sardalya, karides, sübye, midye salatası, deniz kestanesi gibi lezzetlerle donanan sofralar, bölgeyi sofra kültüründe ve damak zevkinde farklı kılıyor.
SABAH KAHVALTISINDA TOSTUN TADINA DOYAMAYACAKSINIZ!
Sabah kahvaltısında hemen her gün, zeytin, peynir, reçel ve bal sofralarımızın değişmez menüsüdür. Ancak buna Alibey Adası’nda veda edin. Çünkü burada Ayvalık ya da Ada tostu var. Bu tostu da yiyecekseniz Taşkahve’nin hemen yanında yer alan”Dedem” den yani Hıdır Tekinoğlu’ndan yiyin.
Aslında kahvenin yanındaki seyyar tost dükkanını, 20 yıl boyunca babası Hüseyin Ekiroğlu işletmiş. Ama hayata veda edince işin başına 3 yıl önce oğlu geçmiş. O da tıpkı babası gibi her tostu büyük bir özenle ve lezzetle hazırlıyor.
Tostun özelliği ise ekmeği. Bu ekmeği Ayvalık’ta Çamlıbel Tost Fırını yapıyor. Başka bir şey de yapmışormuş yıllardır. Lezzet her zaman aynı. Ufalanmayan lezzetli ekmeğin içine, İzmir’den getirilen peynirler konuluyor. İsteğe göre, karışık ya da sucuklu olmak üzere de tostlar yapıyor Hıdır Tekinoğlu. Tek kişilik ordu gibi sabahtan gece yarılarına kadar müşterilerine hizmet ediyor.
Adaya gittiğinizde bir sabah kahvaltınızı bu tostla yapın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.
TAŞ KAHVE
Adada güne başlama için en iyi yer, Taş Kahve. Ya pastahaneden ya da kahvenin hemen yanında bulunan Dedem tostçusundan alacağınız tostlarla burada güne başlıyorsunuz.
Kahvenin sabah erken saatlerden itibaren gün boyunca müşterileri neredeyse aynı. Özellikle sabahları, saat 09.00′da her gün kahvesini içmeye gelen yaşlı rum teyzeyi seyretmek bile sizi günlük telaşlarınızdan alacak. Kahvenin garsonu ile “bugün erken geldim, yok geç geldin” tartışmasını başka bir yerde izlemek bile, bambaşka bir dünyada olduğuzu, hatırlatıyor. Bir zamanlar büyük şehirlerde de yaşanan hemen herkesin birbirini tanıdığı, postacınının, bakkalın arkadaş olduğu günlerin hâlâ kaybolmadığını burada yeniden yaşıyorsunuz büyük bir şaşkınlıkla…
Müşteriler ile kahve sahipleri arasında dostluk, arkadaşlık oluşmuş. En yeni temiz giysilerini giyen yaşlı kadın, denizi seyrederek güne başlıyor. Bir yandan da sabah kahvesini içiyor.
Diğer masada ise, adanın bir başka yaşlısı Robrok isimli 95 yaşında olduğu söylenin kişi oturuyor. O da bir zamanlar adanın berberi imiş. Şimdi adanın en iyi otellerinden Artur ailesinin.
KİM ADALI, KİM YABANCI NASIL ANLAŞILIR!
Adalılar kendi aralarında, kahvede oturanların gerçek Alibey Adalı olup olmadığını şöyle anlıyorlarmış…
Eğer deniz kenarında kahvede oturan biri sırtını denize dönüp geleni geçeni seyrediyorsa bu mutlaka adalıdır diyorlar kendi aralarında. Buraya gezmeye, tatil için gelenler ise, yıl boyunca özlemini duydukları denize dönerek oturdukları için hemen tanınıyormuş.
ÇİFTE KAVRULMUŞ LOKMA…
Bir başka ada tadı ise, çifte kavrulmuş lokma. Özellikle iskele caddesinin başında bulunan ada pastanesinin önünde, bu lokmanın tadına bakmak için insanlar kuyruk oluyor.
Gerçek çifte kavrulmuş lokmalar gözünüzün önünde keyifle hazırlanıyor. Üstüne tarçını kıvamında serpiliyor. Ve ağzınıza aldığınız anda, ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuz.
Bir çok yerde yediğim lokmanın hiç bir şey demek olduğunu, bu lokmayı yiyince daha iyi anladım.
Bunlar da anlaşılacağı gibi ada, uzun yaşamanın en önemli duraklarından biri. Nasıl olmasın ki. Tertemiz havası, oksijen kürüne girmiş gibi hissettiriyor insanı.
Denizi bir başka güzel. Sahilin dinginliği, insanların hayatın günlük koşturmacalarına verdiği ara, sizi de bir anda günlük stresten uzaklaştırıyor.
Bir kaç günlüğüne de olsa, bambaşka bir yaşama uyum sağlıyorsunuz.
Alışveriş
Alibey Adası’nda alınacak ürünlerin başında tabii ki zeytin ürünleri başı çekiyor.
Adada yetişen zeytinlerden üretilen ürünleri alabileceğiniz yerlerin başında, sahil girişinde bulunan Giritli geliyor. Sahibi Murat Başkurt Girit kökenli.
Her türlü zeytinyağını bulmam mümkün. Kendi bahçelerindeki zeytinlerden üretilen yağları satıyorlar. Dükkana girer girmez zaten havasından farklılığını hissediyorsunuz.
Hazırlanan şişe içine doğranan ufak parçalar halindeki beyaz peynirleri Giritliler, sabah kahvaltılarından yiyormuş. Aynısı bulma imkanınız var. Tabağa döküp yağ içinde bekleyen peynirleri yiyorsunuz.
Alibey Adası’ndan alacaklarınız arasında taze deniz ürünleri de var…
Adada ayrıca sabah erken saatlerde balık alma imkanınız da var. Avdan dönen balıkçıların büyük balıklarını özellikle restoran sahipleri hemen alıyor. Geriye kalan orta ve ufak balıkları ise hemen yerel balık satıcıları alıyor. Başlıyor erken saatlerde iskele caddesinin hemen arkasında, taş kahvenin yanındaki dükkanlarında ya da tezgahlarında satmaya. Ada ufak olunca bir adımda buraya gidiyorsunuz. Balıklarınızı alıyorsunuz. Tabii bu adada evi olanlar icin.
Gezmeye gidenler ise, sahilde yer alan balıkçılarda büyük sehirlerde bulamayacakları deniz levreklerini, çipuraları uygun sayılabilecek fiyata yiyebiliyorlar. Tabii yanında Ege’nin o birbirinden leziz ot yemekleri, mezeleri de cabası. Isırgan otu salataları, borulceler, dalından yeni koparılmış domateslerle yapılan salatalar. Yani yolunuz düşürse adaya, mutlaka uğrayın balıkların tadına bakın.
ADA PEYNİRCİSİ PEYNİR SEVENLERİN ADRESİ…
Alibey Adası’nın peynirlerini de es geçmemek lazım. Bunu da almak için çarsı içinde Ada peynircisine mutlaka uğrayın…Cemal – Ali Gülören kardeşler sahipleri… İki çeşit özel peynirleri var. Ürettikleri sepet peynirler; yöresel peynir olarak geçiyor. Sadece Ayvalık yöresine has bir peynir. Mart ayından haziran ayının ilk haftasına kadar üretiliyor. Bitim tarihi de stoklara bağlı. Bir yılda da bitiyor daha da fazla sürüyor.
Peynirler sırf koyun sütünden yapılıyor. Özelliği adada yetişen koyunların sütünden yapılıyor olması. Peynirin dışındaki kabuk kısmı uzun süre dayanmasını sağlıyor. Peynirin için tuzsuz oluyor.
Sadece kabuk kısmı tuzlanıyor. Tuzu sonra yavaş yavaş içine cekiyor ama fazla değil. Alıp dolaba koyarsanız bir ay kadar dayanabiliyor. Hatta küçük parçalara bölüp saklarsanız ömrü daha uzun oluyor. İstanbul Ankara gibi şehirlerden müşterileri var. Onlara istek üzerine kargo ile gönderiliyor.
Bir de teneke tulum denilen peynileri var yöreye özgü. O da bu peynirin kasnakta yapılmışı. Aynı sistemle yapılmıyor. Bu peynirler kasnağa konulup yaklaşık 4 ay buzhanede bekletiliyor.
HEDİYELİK EŞYA
Ada turizme açıldıktan sonra, bir zamanla sadece insanların piyasa yaptıkları iskele; özellikle akşamları alışveriş merkezine dönüyor. Aday özgü ürünlerden tutun da, her türlü yerli yabancı hediyelik eşya kurulan seyyar dükkanlarda sizleri bekliyor.
Aklınıza gelebilecek hemen her şey var burada. Uzakdoğu’dan getirilen deniz ürünlerinden ve ağaçlardan yapılan hediyelikler ilginizi mutlaka çekecek…
İlginç yerler
ADANIN ADI NEREDEN GELİYOR?
Kurtulus Savaşı’ndan sonra, Yunanlılar’a karşı ilk karşı koyan komutanın anısına adaya “Alibey Adası” adı verildi. Ancak Cunda Adası ismi adaya verilen bir başka isimdir.
Yazar Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre:
” Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor. Bu adın Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde geçen Yunda Adalarından Galat olduğu sanılıyor.Her iki isim de kullanılmaktadır bugün. Bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya “Cunda” demesini yadırgamamaları, isimde Rumluk aramamaları gerekir.Çünkü Ayvalıklı Rumlar buraya “kokulu ada” anlamına gelen “Moshonis” adını vermişlerdi.
Bunun da ünlü bir korsandan geldiği kayıtlıdır. ”
Alibey Adası’nda taş mimarisiyle Rum evleri, manastırlar, yaşlı zeytin ağaçları, rengarenk tekneli balıkçılar arasında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Adanın arka yüzündeki keşfedilecek birçıok yer var. Gezinize Alibey Adası’nın yerleşim alanı, Ayvalık’a bakan yüzünden başlayabilirsiniz.
Adaya girişte karşınıza çıkan metruk değirmenden sola dönünce, kendizini adanın taş kaplı daracık sokaklarında bulunuyorsunuz.
Şeytan Sofrası’nda güneş batışı…
ADANIN ADI NEREDEN GELİYOR?
Kurtulus Savaşı’ndan sonra, Yunanlılar’a karşı ilk karşı koyan komutanın anısına adaya “Alibey Adası” adı verildi. Ancak Cunda Adası ismi adaya verilen bir başka isimdir.
Yazar Ahmet Yorulmaz’ın Ayvalık’ı Gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre:
” Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor. Bu adın Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde geçen Yunda Adalarından Galat olduğu sanılıyor.Her iki isim de kullanılmaktadır bugün. Bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya “Cunda” demesini yadırgamamaları, isimde Rumluk aramamaları gerekir.Çünkü Ayvalıklı Rumlar buraya “kokulu ada” anlamına gelen “Moshonis” adını vermişlerdi.
Bunun da ünlü bir korsandan geldiği kayıtlıdır. ”
Alibey Adası’nda taş mimarisiyle Rum evleri, manastırlar, yaşlı zeytin ağaçları, rengarenk tekneli balıkçılar arasında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Adanın arka yüzündeki keşfedilecek birçıok yer var. Gezinize Alibey Adası’nın yerleşim alanı, Ayvalık’a bakan yüzünden başlayabilirsiniz.
Adaya girişte karşınıza çıkan metruk değirmenden sola dönünce, kendizini adanın taş kaplı daracık sokaklarında bulunuyorsunuz.
Eski taş evlerin arasında müşteri bekleyen at arabası sahibi…
Dar sokaklara keskin dönemeçlere uyum sağlayan at arabaları ve merkep taşımacılığı hala sürüyor.
Bölgesel renkteki taş yapıların kapıları, balkon demirleri, pencere pervazları ve kapı tokmakları ile farklı olduklarını bir çırpıda anlatıyor.
Adanın yüksek tepelerinden Ayvalık’a doğru bakınca solunuzda Dalyan Boğazı yer alıyor.
Sekiz manastır ve bir o kadar da kilisenin yer aldığı ada, koruma alanı ilan edilmekte geç kalınmasına rağmen, eski medeniyetleri anımsatan bir çok özelliğini hala koruyor.
Sessizliğin hakim olduğu sokaklardaki gezinizde, resim fotoğraf, film gibi bir çok sanat faaliyeti gerçekleştirebilecek imkanları da bulabilirsiniz.
Adanın diğer kısımları, doğa yürüyüşlerine daha uygun flora ve fauna zenginliğini içeriyor.
Alibey Adası, özellikle iskelenin arkasından itibaren daracık sokakları, birbirine yaslanan kime restore edilmiş kimine dokunulmamış eski Rum Evleriyle sokak sokak keyifle gezilecek nitelikte…
Her şey yüzyıllar öncesinden kalmış gibi.Evlerin arasından Adayı hakim bir tepeden görebileceğiniz Aşıklar Tepesi’ne de çıkabiliyorsunuz…
Sahil sonunda ise, Ayvalık otobüslerinin kalktığı yerde, Adaya Yunanistan’dan ilk getirilen getirilen göçmenlerin denizden karaya çıktığı noktada, bir mevlevi heykeli var. Burada adanın tarihçesi bir tabelaya yazılmış…
Alibey Adası’nda gidecek yer çok. Denize gitmek istiyorsanız karadan adanın arka tarafında bulunan Patricia’ya gidebilirsiniz. Yol zeytin ağaçlarının arasından geçiyor. Yarım adanın arkasındaki Patricia gerçekten görülmeli. Günümüze kalan çoğu harap da olsa rum evlerini, yaşam biçimini görme şansınız var. Tabii ki, sahilde de denize girme imkanı var. Temiz kimsenin olmadığı nefis yerler.
HAYDİ TEKNE İLE ADALAR GEZİSİNE ÇIKIYORUZ!
Bir başka deniz alternatifi ise, ya Ayvalık’tan iskeleden binebileceğiniz ya da Alibey Adası iskelesinden de katılabileceğiniz tekne turları. Ayvalık civarında bulunan 23 ada rüzgarın durumuna göre dolaşılıyor. Bir gezide 4-5 adaya uğrayabiliyorsunuz. Adaların koyları nefis. Bu turlara biz Bambi Tur’un sahibi Coşkun Kaptan’ın teknesiyle çıktık. Kaptan tekneye biner binmez sizi karşılıyor. Teknenin kurallarını anlatarak size aydınlatıyor…
Bu kurallar da neyin nesi demeyin. Uzun yıllar Almanya’da kalan kaptan, tekne gezisinin ne kadar farklı olduğunu size hissettiriyor. İnsanların yol boyunca en çok ihtiyacı olan tuvalet konusunda çok titiz oldukları verdiği bilginin en önemli bölümünü oluşturuyor. Tuvalete her giren kişi tekne görevlilerini bildiriyor. Çıkar çıkmaz da hemen görevli tuvalete girip, içerisini dezenfekte ediyor.
Kısacası günübirlik de olsa, denizin ortasında keyifli yolculuk yapmak istiyorsanız size tavsiye edebilirim. Kaliteli bir tekne. Herkesin yeri rezervasyon durumuna göre teknede ayrılıyor. Üst kısmında ise güneşlenebiliyorsunuz. Yemekli tur alırsanız keyfiniz daha da yerinde oluyor.
Öğlenleri genellikle balık salata ve meyveden oluşan menü var. Ama menünü özelliği hemen her şeyi doyana kadar yiyorsunuz.
Balıklar gözünüzün önünde teknede hazırlanıyor. Salata da öyle. Keyifle bir yandan güzel bir koyda dinleniyor. Bir yandan da yemek yiyorsunuz. Kaptan en yoğun sezonun temmuz ağustos ayı alduğunu anlatıyor. Aslında tekneler 1 Mayıs ile 30 Ekim arasında hizmet veriyor. Sabah 11.00 gibi denize çıkılyor. Akşam 18.30′da geriye dönülüyor.
Denizde Melina, Karaada Akvuryum, Çoban Kayalıkları, İncirli ada gibi yerlere uğranıyor. Adaların isimleri, üzerlerinde yetişen meyvelere ya da coğrafi şekillere göre yöre halkı tarafından konulmuş.
Bölgede Maden Adaları da var. Bir zamanlar maden çıkarılan adalarda şimdi ocaklar faaliyetini durdurmuş ama bazılarının bacaları hala gözüküyor. 25 yıl öncesine kadar bu madenler çalışıyormuş.
Gelir az gider fazla olunca madenlerin çalışmasına ara vermişler. Ancak adaların en keyifsiz yanı, üzerlerinde bulunan kiliselerin, binaların bugüne kadar metruk olarak bırakılması. Bir çok adada bulunan kilise, zamanın tahribatına dayanamamış. Un ufak olmuş.
Gezilerde Patrica manastırı denilen Ayışığı Manastırı’na da uğranıyor. Burası da aslında karayoluyla da gidilen bir manastır. Ama adanın uç kısmında ve yol olmayan bir yerde olduğu için en iyisi, tekneyle gitmek. Deniz kenarında metruk olarak duruyor. Buraya gelen Yunanlılar, Rumlar mutlaka bu manastırı ziyaret ediyor.
Kaptanlar gezilerini rüzgar durumuna göre belirliyor. Lodos olursa Alibey Adası Güney Batı kısmına gidiliyor. Burası geziliyor. Ayvalık’tan ayrıca Assos’a da feribot çalışıyor.
Ada aslında çok büyük. 8 mil hızla tekneyle giderseniz, 5 saatte etrafını ancak dolaşabiliyorsunuz. Ada’da 1967 yılına kadar nüfus 2 bin imiş. O zaman Ayvalık’tan teknelerle insanlar adaya gelirmiş. Ortalık sakinmiş. 80 yılından sonra insanlar adaya akın etmeye başlamışlar. Burayı değiştirmişler tabi ki.
anahtar kelimeler: Balıkesir Tatil Yerleri,Balıkesir otelleri,Balıkesir ucuz otelleri,Balıkesir ucuz pansiyonları,Balıkesir pansiyonları,Balıkesir restaurantları,Balıkesir gezilecek yerleri,Balıkesir tarihi,Balıkesir resimleri,Balıkesir araba kiralama,Balıkesir ucuz tatil,Balıkesir hotelleri,Balıkesir ucuz hotelleri,Balıkesir ulaşım,Balıkesir kalacak yerler,Balıkesir haritası,Balıkesir ilçeleri
Tags: Balıkesir araba kiralama, Balıkesir gezilecek yerleri, Balıkesir haritası, Balıkesir hotelleri, Balıkesir ilçeleri, Balıkesir kalacak yerler, Balıkesir otelleri, Balıkesir pansiyonları, Balıkesir resimleri, Balıkesir restaurantları, Balıkesir tarihi, Balıkesir tatil yerleri, Balıkesir ucuz hotelleri, Balıkesir ucuz otelleri, Balıkesir ucuz pansiyonları, Balıkesir ucuz tatil, Balıkesir ulaşım

