Çanakkale – Asos Hakkında

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Ege’de tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü iki belde,
Assos ve Sokakağzı

Gezimizi Önce Assos’a, daha sonra da aynı kıyıda bir başka koyda yer alan Sokakağzı sahiline yapıyoruz. Assos’un, M.Ö. 10. yüzyılda Lesbos’daki (Midilli) Metymna halkı tarafından kurulduğu kabul ediliyor. Troas bölgesinin güçlü ve zengin şehri Assos, M.Ö. 560 yılında önce Lidya, sonra da Persler’in egemenliğine girmiş. Pers valilerince yönetilen kent, daha sonra Hermias’ın eline geçmiş. Bu dönemde Platon’un öğrencisi olan Hermias, öğrenim arkadaşı olan Aristoteles’i kente davet etmiş. Aristoteles, M.Ö. 348-345 yılları arasında Assos’ta kalarak ilk felsefe okulunu kurmuş. Büyük İskender’in Asya seferinde bağımsızlığına kavuşan şehir, onun ölümünden sonra Pergamon Krallığı’na geçmiş. Kent M.Ö. 331 yılında Büyük Roma İmparatorluğu’na geçse de, parçalanma sırasında Bizans’ın payına düşerek piskoposluk merkezi olmuş. 1. Murat zamanında Osmanlı topraklarına katılan Assos, Haçlı seferleri sırasında büyük zarar görmüş. Assos, Çanakkale-İzmir yolu üzerinde bulunduğu için, Ege ve Marmara’dan gelen konukları ağırlıyor. Temiz havası, denizi, tarihi, huzurlu, sessiz ortamı ve deniz ürünlerinin yanısıra; Assos turistik tesisleriyle de konuklarına elverişli bir tatil ortamı sunuyor.

Tarihin 21. yüzyıldaki yansıması “Assos” ve gölgesinde kalmış gizli cennet, Koyunevi köyünün sahil semti “Sokakağzı”… Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi Behramkale köyünde bulunan Assos, denizden 238 metre yükseklikte yer alan bir tepeden Ege’yi seyrediyor. Assos’un bu keyifli seyirdeki gözleri tepedeki Athena Tapınağı. Denizin yosun kokusunu ise sahildeki küçük limanla soluyor.
Bir liman kenti olmasına rağmen Assos’da limanla kent arasında önemli bir seviye farkı bulunuyor. 3 km uzunluğunda,20 metreye ulaşan surları,doğu ve batıdan olmak üzere iki ana giriş kapısı ve 8 kulesi, kentin güvenli bir konumda olduğu izlenimini yaratıyor. Nekropolleri, gymnasiumu, agora temelleri, kiliseye çevrilen tapınağı, idari yapı ve meclis binası, su sarnıçları ve at nalı biçimindeki amfi tiyatrosuyla Assos; harap da olsa günümüze kadar gelmeyi başarmış. 1881-1883 yılları arasında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından başlatılan kazı çalışmaları, şu anda Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Prof.Dr. Ümit Sertoğlu başkanlığındaki Türk Arkeologlar tarafından yürütülüyor.

Görülecek yerler
Athena Tapınağı; Zeus’un kızı ve 12 Olimpos Tanrısından biri olan Athena, babası Zeus’un kafasından silahlı ve elinde kargası ile doğmuş bir savaş tanrıçası. El işçiliği ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak da biliniyor. Mitoloji’ye göre kadınlara dokumayı o öğretmiş. Behramkale ve çevresindeki halı ve kilim dokumacılığı, gelişmesini belki de Athena’ya borçlu. Assos Athena Tapınağı, Ankaik çağda Anadolu’da dor üzerine yapılmış tek örnek olması ve kabartmalı frizlerin bulunması nedeniyle büyük önem taşıyor. Tapınağa kadar araç yolu olan antik alana giriş, ücretli. Ayakta kalan sütunlar, fotoğraf çekenlerin yanısıra resim yapanların da kompozisyon malzemesi. Ege Denizi’nin görkemli manzarasına karşı güneşin batışını seyretmek ise bir başka keyif… Antik kentin hemen yanında yer alan Behramkale Köyü, tarihi camisi ve köprüsüyle bölgede görülecek yerler arasında. Çevre gezilerine meraklıysanız, onarım çalışmaları Mercedes Benz firmasının katkılarıyla gerçekleşen Babakale yolu üzerinde Apollo Smintheion Tapınağı, Babakale, çeşme, cami, Kestanbol Kaplıcaları ve Kumburnu sahilinde yer alan savaş siperleri görebilirsiniz. Odunluk İskelesi’nden feribotla Bozcaada’ya geçebileceğiniz gibi, Truva, Bergama gibi çevredeki diğer antik kentleri de gezebilirsiniz. Eden Beach ve Eden Garden Otelleri’nin sponsorluğundaki Assos festivali ise Eylül ayında yapılacak.

Koyunevi Köyü, Sokakağzı Sahili
Assos’a 18 km uzakta, aynı kıyıda yer alan sahil semti, antik Polymedium kenti üzerinde bulunuyor. Sırtını dik yamaçlara dayayan köydeki dört yolun kesişme noktasında, görünürde kimseler yok. Ama pansiyon ve otel tabelaları sahilde hayat olduğu izlenimini uyandırıyor. Rampa aşağı inmeye başladığınız anda, Assos’un Athena Tapınağından görünen panoramaya eş değerde Ege denizi manzarasıyla karşılaşıyor ve ılık rüzgarını yüzünüzde hissediyorsunuz. Tarihi Polymedium antik kenti üzerinde bulunan köyde, henüz kazı çalışması yapılmamış. Sit alanı olan bölgenin geniş ve uzun kumsalı gerisinde birkaç pansiyon, kafe ve bazı yazlıklar bulunuyor. Mütevazı yerleşim alanında yaz-kış açık tesisler, konukları yıl boyu ağırlıyor. Assos’a oranla daha az bilindiği için daha ekonomik fiyatların sözkonusu olduğu tam bir huzur sığınağı burası. Temiz havası, denizi ve Assos’tan çok daha büyük kum plajı ile lüks aramayan ailelerin tercihi. Olta ve sualtı zıpkınla balık avcılığı için zengin koylara sahip yörede, günlük gezilere, tekne turlarına katılabilirsiniz. Sörf meraklıları için uygun rüzgar var. Av sezonunda kara avcılığı da yapılıyor. Eylül ayında başta lüfer olmak üzere balık bolluğu yaşanıyor. Vahşi deniz çipurası, barbunya, kupa, sinarit, karagöz ve diğer balık çeşitlerini bulmak mümkün. Akdeniz’den Ege’ye, Marmara’ya, Karadeniz’e yumurta bırakmaya giden balıkların göç yolu üzerinde olan Assos-Babakale-Kumburnu gibi kıyılar, tam anlamıyla deniz ürünleri cenneti. Yörede bulunan, orijinalliği hiç bozulmamış köylerden, el işi hediyelikler alabilirsiniz. Koyunevi-Assos arası gezinizde, meşe ağaçlarından küme yapıp için için yakarak odun kömürü imal edenlere de rastlayabilirsiniz.

Çanakkale – Asos a Ulaşım

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

İstanbul-Çanakkale üzerinden İzmir’e doğru giderken Ezine’yi geçip Ayvacık’tan sağa, Behramkale yönüne dönerek Assos’a ulaşabilirsiniz. Ayvacık-Assos arası 18, Çanakkale’den uzaklık ise toplam 95 kilometreyi buluyor. Edremit Küçükkuyu üzerinden gelenler, sahil yoluyla Assos’a gidebilirler. Bu arada yolun virajlı olduğunu ve kış mevsiminin tahribatıyla bazı çukurlara dikkat etmek gerektiğini de belirtelim. Behramkale köyünden limana inen yol, dik ve parke taşı kaplı. Farklı bir yol kıllanmak istiyorsanız, Çanakkale’den sonra Geyikli Gürpınar sahil yolunu takip ederek Bademli üzerinden Koyunevi köyüne giden kavşaktan deniz tarafına dönünce, 4.5 kilometrelik rampayı inerek Sokakağzı sahiline gelebilirsiniz. Yolu bozuk, yokuş ve toprak olan Koyunevi köyüne, Ayvacık-Gürpınar arasında günde 10 sefer yapan minibüslerle de ulaşılabilir. Özel araç kullananlar ise Ezine-Ayvacık’ta yakıt ikmali yapabilirler. Assos’un bazı yerlere uzaklıkları şöyle:

Koyunevi-Assos:18 km.
Assos-İstanbul:380 km.
Assos-Bursa:300 km.
Assos-İzmir:290 km.

Gelibolu-Lapseki veya Ecebat-Çanakkale arası saat başı kalkan feribot seferleriyle de geçilebilir.

Çanakkale – Asos’ ta Yemek

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Assos Limanı çevresinde bulunan otellerin alt katları restaurant ve barlarla kaplı. Deniz üzerine kurulu teraslarda, bölgenin tüm balıkları yenebiliyor. Plajın üstünde ve yanında bulunan kafeler, ailece oturularak sıcak ve soğuk meşrubat içilebilecek yerler. Sahilde satılan “Waffle” isimli kaymaklı özel bir dondurma de, yörenin spesiyali. Sokakağzı sahilinde mantıcı, pizzacı ve çeşitli çay bahçeleri yer alıyor. Bir aile işletmesi olan “Özlem Motel”in restaurantında sabah ve akşam limana yanaşan balıkçılardan alınan taze balıklardan, et ve piliç ızgara çeşitlerinden oldukça uygun fiyatla yemek mümkün olabiliyor.

Çanakkale – Asos ta Kalınacak yerler

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Assos ve Sokakağzı’nda ki yıl boyunca açık konaklama tesislerinde kalanların yanısıra; pansiyon ve motellerin bahçelerinde çadır kurup kamp yapan karavancılara da rastlanıyor. Sokakağzı sahilindeki pansiyonlarda bulunan ortak mutfaklarda ise tüm ihtiyaçlar düşünülmüş.

Assos’taki oteller
Assos Eden Beach Otel
Assos Terace Motel
Assos Kervansaray
Hotel Assos
Behram Otel
Yıldız Saray

Sokakağzı sahili tesisleri ise şunlar:
Kayalı Pansiyon (Şakir Kayalı)
Tel: (286) 723 42 09

Özlem Motel
Tel: (286) 723 42 13

Sokakağzı Motel
Tel: (286) 723 42 06-07

İmada Motel
Tel: (286) 723 42 41

“İmbat” ve “Yılmaz” ise yöredeki diğer konaklama tesisleri arasında yer alıyor.

Çanakkale – Babakale Hakkında

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Asya’nın batıdaki en uç noktası; Babakale
Asya Kıtası’nın en uç noktasına, Babakale’ye gidiyoruz. Bölgede, ufuk hattına yaklaştıkça batmak istemezcesine yavaşlayıp nazlanan güneş, denizde eriyip kaybolurken yeri göğü bir kızartıp, bir morartıyor.
Gözden uzak, alabildiğince sakin, dinlendirici ve tertemiz havasıyla Asya Kıtası’nın batıdaki en uç noktası Babakale’ye gidiyoruz.
Yıl boyunca güneşin çok farklı bir görüntü ile denize batttığı, Osmanlı döneminin son kalesi Babakale, deniz ürünlerinin de cenneti.
Buram buram tarih kokan balıkçı köyünün geçmişi 1723 yılına dayanıyor. Bu tarihte kurulan Babakale, dönemin izlerini taşıyan görkemli kalesi, antik su yolları, camii, hamamı, çeşme ve ulu çınarı ile zamana yolculuk yapmanıza da neden olan güzellikler taşıyor.

Tarihte Babakale
Osmanlı donanmasının geçtiği, korsanların uğrak yerlerinden olan bu en uç noktada, bir gün 3. Ahmet, deniz seferlerinden dönerken kötü hava şartları yüzünden bölgedeki köye sığınmış. Halk, “Padişahımız geldi” diye koşup etrafını sarmış. Korsan saldırılarından bıkıp usandıklarını yana yakıla dile getirmişler.

Padişah, veziri İbrahim Paşa’ya talimat verince, vezirde Deniz Kuvvetleri Komutanı Kaymak Mustafa Paşa’ya bu görevi havale etmiş. Çıkarılan fermanda, yurdun dört köşesindeki mahkumların Babakale’deki çalışmalarından sonra serbest bırakılacakları vaad edilmiş.

Mahkumlar kaleyi yapmışlar, çeşmeye su getirmek için beş kilometre künk döşemişler ve liman inşaatına başlamışlar. O tarihten bu yana bölge, uzun süre gözden ırak olan, gönülden de ırak olur sözünü doğrularcasına hep ihmal edilmiş.

Fakat gemilerin yükleme yapabileceği, balıkçı teknelerinin balık taşıyıp sığınabilecekleri turistik yatların marinada konaklayabileceği, yani bölgenin kaderini değiştirebilecek liman inşaatına günümüzde yeniden başlanmış. Çanakkale köprü projesini duyanların da katılımı ile rötar kapatırcasına Ege manzaralı dağlar, tepeler parsellenmiş, konutları bitenler yerleşmişler bile…

Asya Kıtası’nın batıdaki en uç noktası olan Babakale, aynı zamanda Ege ve Marmara Denizi’nin ayrım noktasını oluşturuyor.

Bölgede ufuk hattına yaklaştıkça batmak istemezcesine yavaşlayan ve nazlanan güneş, denizde eriyip kaybolurken yeri göğü bir kızartıp bir morartıyor.

Esintili kekik kaplı tepeler bu renk cümbüşünde Ege’de tozunu bırakıp, deniz kokusu taşıyan rüzgara teslim oluyor.

Babakale ve çevresinin bir ismi de; Akvaryum.

Balıkların yumurta bırakmak için Akdeniz’den Karadeniz’e geçiş yolu üzerinde bulunması nedeniyle bölgede her çeşit balığa rastlamanız mümkün. Temiz deniz balığı meraklıları, sırf bu amaçla bir hafta yörede kalıp balık kürüne giriyorlar. Yaz mevsimini çok önceden karşılayan balık adamlar netlik mesafesi hayli fazla olan durgun koylarda zıpkınla balık avcılığı yapıyorlar.

Tekneden olta balıkçılığı ve kiralık sandal gezintileri ise bir başka keyif. Babakale Kalesi, acil restorasyon bekleyen kalelerimizden biri. Yöre halkı 9 mil açıkta görünen Osmanlı döneminde Midilli Adası’nda inşaa edilen Molva Kalesi gibi kendi kalelerinde tadilat yapılıp ışıklandırılmasını istiyorlar.

Ege Denizi’ndeki politik manevralar bir kenara bırakılırsa, balıkçılar açık denizde karşılaşınca dost olduklarını hemen gözlersiniz. Uzaktan da olsa Hristo’nun Metaksas kadehine Temel Reis de Yeni Rakı bardağını kaldırarak karşılık verir.

Babakale’nin plajı olan Ak Liman Bababurnu’nun çevrelediği koyda yer alıyor. Hamaxitos antik kent kalıntılarının bulunduğu doğal limanda kazı çalışmaları henüz yapılmamış. Mayıs-Kasım ayları arası deniz sezonu yaşanan sahilde eşsiz güzellilte bir kum bulunuyor. İsviçreli jeologlar kıyıda yaptıkları incelemede kumun yapısal özelliği nedeniyle sıfır mil tabir edilen, hiç toprak bulunmadığı, denizi bulundurmadığı yosun ve deniz kestanesi türü canlıların barınamadığını belirtmişler. Vücuda
Kestanbol Kaplıcaları
yapışmayan incecik kumda yazın değişik yerlerde beşer dakika yatarak kum kürüne girenler 21 gün sonra termal kaplıca türü fayda sağlıyorlar. Bir başka şifa dağıtan yer ise Ezine’ye 16 km. uzakta Gürpınar yolu üzerinde, Büyük İskender’in kurduğu Alexandria Troa’daki Kestanbol Kaplıcaları romatizma, siyatik, lumbago, romatoit, limbo, kireçlenme gibi bir çok rahatsızlığa iyi geliyor.
Tel: (0-286) 637 52 00

Suya peksimet at uğur getirsin
Mavi yolculuğa çıkanların ya da balıkçıların denize kuru ekmek atmalarının çok eskileri dayanan bir nedeni var. Piri Reis’in “Kitabı-ı Bahriyesi”nden alınmış bir öykü, sürmekte olan bu geleneği şöyle açıklıyor.

Osmanlı donanmasındaki adı “Peksimet yemez Latif Baba” olan denizci ölünce, Babaada Burnu’na gömülmüş. Ve donanma, ne zaman bu sulardan geçse, uğur getirsin diye türbenin bulunduğu tarafa peksimet atmış.

Evliya Çelebi de ünlü seyehatnamesinde Baba Burnu’ndan geçerken Latif Baba’nın ruhuna fatiha okuduğuna değinir… Peksimetler, şimdi de mavi yolculuğa çıkan teknelerden atılıyor masmavi sulara.

Geçimi, balıkçılık ve el sanatları:
Geçimini balıkçılık ve ayakkabıcılıkla sürdüren Babakale’de, el sanatlarından bıçakçılığın geçmişide çok eskilere dayanıyor. Sözgelimi 1723′te kurulan köyde 6 kuşaktır bıçakçılık yapan Mustafa Kazak, 1944 yılında başladığı işinde ilk bıçağını 150 kuruşa sattığını hatırlıyor. Otomobil makasından çeliği, keçi boynuzundan sapı, kavak ağacından kını yapılan el yapımı bıçakların en büyük özelliği, keskinliği ve zevkli bir balık ayıklamaya yaraması.

Tarihi Çeşme
Osmanlı donanması deniz seferine çıkarken su aldığı çeşmelerden biri olan tarihi Babakale çeşmesinin suyu üç ay gibi uzun süren deniz seferlerinde bozulmadan kalabilen dayanıklı bir su olmasıymış. Günümüzde bu su akmıyor.

Kalenin geciken restorasyonu
Osmanlının yaptığı son kale olan Babakale, doğa şartlarına çok sert esen rüzgara karşı koyamayarak son yıllarda büyük tahribata uğramıştı. Burçlarında ve sur duvarlarında çökmeler meydana gelmişti. Horasan türü kireç-kum karışımı malzeme ile örülen duvarların bir bölümü yıkılmıştı. İstanbul Rövöle ve Anıtlar Müdürlüğü kontrolünde Kültür Bakanlığı konuya eğilerek kalenin yeniden restorasyon çalışmalarına başlandı. 2002 sonuna kadar bitirilecek olan restorasyon çalışmaları için yörede bulunan ve kalede daha önce kullanılan granit taşlar muşlanarak orijinaline sadık kalınarak, bu defa çimentolu harçla tekrar örülüyor. Babakale’nin, yapımı yine aynı döneme rastlayan camisi ise aynı ilgiyi bekliyor. 42 yıl önce tamir gören cam, 80′de boyandı ve günümüzde ise bakıma muhtaç. Babakale’deki en büyük sorun ise yapımına Lale Devri’nde başlanıp hala bitirilemeyen liman inşaatı. 88′de başlayan liman inşaatı çalışmalarında dalgakıranlar için gerekli taşlar atılmış, ne var ki müteahhit firmanın iflası nedeniyle 95′den bu yana çalışmalar durmuş. Taş düzenlemelerinin yapılarak üzerine ve iç kısma beton atılması halinde, liman görevini başarıyla görecek, Ege’ye inen yatlara büyük hizmet verecek.

Çanakkale – Babakale ye Ulaşım

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

İstanbul’dan Trakya yönüne özel oto ile çıkış yapanlar Gelibolu’dan Çanakkale’ye saat başı kalkan feribotlarla geçtikten sonra Ezine’den Gürpınar yolu ile veya Ayvacık Behram üzerinden Babakale’ye ulaşabilirler. Ezine otogarından Ezine Birlik otobüslerinin günde beş defa tekrarlanan seferleri Akliman duraklı yapılıyor. Babakale-Gürlınar arası 9 km’lik yol ise yavaş araç sürmeyi gerektiriyor. Çevre gezilerine, antik kentlere meraklı olanlar, Assos ve Behramkale’yi, Apollo Tapınağı’nı, Odunluk İskelesi tarafına 45 km uzaklıktaki Alexandria Troas’ı görebilirler.
Otobüsle İstanbul-Ezine 7 saat Ezine-Babakale/ Akliman 1.5 saat taksi ile

Kamil Koç
Tel: (0-212) 658 36 40

Özel araçla
İstanbul Akliman
Çanakkale üzerinden 450 km (6 saat) Bandırma-Akliman 258 km İstanbul-Yenikapı feribot ile Bandırma 3-3,5 saat.
a-) Bandırma, Lapseki, Çanakkale, Ezine, Gülpınar-Akliman
b-) Bandırma-Biga-Çan-Bayramiç, Ezine, Gülpınar, Akliman
c-) Edremit-Küçükkuyu-Behramkale, Gülpınar Akliman

Çanakkale – Babakale de Ne Yenir?

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Babakale tepeleri kekik kaplı, koyunlar bu otlarla beslendiği için etleri de, süt mamülleri de farklı ve naturel oluyor. Ezine peynir imalatındaki şöhretini yüzde 80 koyun, yüzde 20 keçi sütü karışımına borçlu. Az tuzlu tam yağlı beyaz peynirine İstanbul’dan büyük talep olunca Ayvacık’ta peynire yatırım yapanlarda artmış. Has zeytinyağı, zeytin, kekik suyu, bölgede satılan diğer çeşitler.

Balıkların geçiş yolu olması nedeniyle Babakale’nin açıklarına gündüz atılan ağlarla ve Paragata çıkan balıkçılar her türlü balığı yakalıyorlar. Mevsimine göre Sinarit, Mercan, Karagöz, Levrek bölge balıklarının kare ası. Assos 17 km, Küçükkuyu 25 km uzakta olması rağmen Babakale’ye sadece balık yemeye hatta balık kürüne gelenlerin bulunduğunu ve fiyatların çok tabanda olduğunu belirten balıkçılar sardalya, kupa gibi balıkların kilosunu çok ekonomik fiyatlarla alınabileceğini söylüyorlar. Ayrıca Uran Motel’in alt katında bulunan Cunda Balıkçılık’tan arzu edenler günün balıklarından parekende olarak satın alabilirler. Uran Motel restoranı ise günlük balık, böcek, ıstakoz gibi çeşitlerle nefis ızgaraların yanı sıra balığın tatlısını bile yapıyorlar. Gerek giriş katındaki restoranda, gerekse otelin terasındaki restorandan Babakale’nin tüm panoramasını seyrederek, kıtanın en uç noktasında bulunmanın verdiği avantajla tertemiz bir havada yenilen yemeğin lezzetine doyum olmuyor.

Babakale balık hali üzerinde bulunan Karayel Restoranın kalamar tavası ve balık çorbası çok ünlü. Herkesin beğenisini kazanan Kırlangıç balığı çorbasının dört kişilik tarifi ise şöyle:

Balık Çorbası
Yarım kilo Kırlangıç balığı suda kaynatılıp pişirildikten sonra kılçıklardan temizleniyor. Bir kap içine iki yumurta sarısı iki limonun suyuyla çırpılıyor. Diğer tarafta bir çorba kaşığı un, iki çorba kaşığı zeytinyağı ile tava içinde ayva sarısı olana kadar un, yağ ateşte karıştırılıyor. Haşlanmış balığın suyuna ağır ağır ilave edilen karışıma çırpılmış limon ve yumurtayı da katıp temizlenmiş balıkla beraber kaynatırken içine bir demet maydanoz kıyılıp 3 dakika daha karıştırılıyor. Sonra ateşten indiriliyor. Arzu edenler için kaynarken içine doğranmış patates ve havuç hatta balık havyarı da konulabiliyor.

Çanakkale – Babakale de Kalınacak yerler

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Babakale Köyü içinde Lekton Motel 20 yataklı, mütevazi bir pansiyon olan 7 odalı da Karayel Pansiyon ve Uran Motel bulunuyor. Köye 10 dakikalık mesafede yer alan Aklimanda ise Altınkum Motel var. Restoran ve gazinosu olan tesisten arzu edenler çevre turlarına katılabiliyorlar.

Uran Motel: (Babakale’de Mustafa Uran’ın işletmesi)
Görkemli, manzarası, temiz odaları, restoranı ile tercih edilen Uran Motel, yıl boyu hizmet veriyor. Odalardan ve terastan tarihi kale, liman ve güneşin doyumsuz batışı seyredilebiliyor.
Tel: (0-286) 747 02 18
Tel: (0-286) 747 05 05

Karayel Motel
Tel: (0-286) 747 04 97
Lekton Motel
Tel: (0-286) 747 02 81
Altınkum Motel

Babakale yakınlarında bulunan plajı ile ünlü ve gün batımının bir başka seyir yeri olan Aklimana hakim tepede ki, Altınkum Motel ve restoranı hizmet veriyor.
Altınkum Motel
Tel: (0-286) 747 05 04
Tel: (0-286).747.04.31
GSM: 0 536 574 51 17

Teras Hotel
Tel: (0-286) 747 87 24

Çanakkale Hakkında

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Ayvacık İlçesi’nde Behramkale yakınlarındaki antik çağlardan kalma Assos yıkıntıları ve Çan’a 50 km. kadar uzaklıktaki Aleksandria Troas yıkıntıları, ilin öteki tarihsel-arkeolojik zenginlikleridir. Yabancı turistlerin büyük çoğunluğu buraları ziyaret etmektedir.

Görülmeli-Gezilmeli
Nara Kalesi
Milli Savunma Bakanlığı tahsisli olup Anadolu yakasında bulunmaktadır.Boğaz savunmasını takviye etmek üzere 3, Selim zamanında yapımına başlanmış 2, Mahmut zamanında bitirilmiştir.

Kumkale Kalesi
Milli Savunma Bakanlığı tahsisli olup Boğazın girişinde Anadolu yakasında bulunmaktadır. 4, Murat zamanında yapılmıştır.

Kilitbahir Kalesi
Kültür Bakanlığı tahsisli olup Çimenlik kalesinin karşısında Rumeli yakasında bulunmaktadır. 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiştir.

Saat Kulesi
Kent merkezinde, 1897 yılında İtalyan Konsolosluğu da yapan Vitalis isimli tüccar tarafından parası ödenerek inşaa edilen Saat Kulesi, Ayvalık taşından yapılmış olup, dört cephesinde de birer adet saat bulunmaktadır. Kare planlı aşağıdan yukarıya doğru incelen bir görüntüye sahiptir. Gövdesi dikdörtgen silmelerle beşe bölünmüştür. En üstte çanın asıldığı çokgen gövdeli kubbeli köşk yer alır. Onun altında dört yönde yuvarlak kadranla saat bulunur.

İki ve üçüncü katlarda birer, hafif sivri kemerli aydınlık pencereleri ile ikinci katta bir balkonu vardır. En altta güney cephede bir kapı, kuzeyde basamaklı silmeli çeşme nişi görülür. Çeşmenin mermer kurnası ve ayna taşı vardır.

1889 yılında 2, Abdülhamit’in padişahlığı sırasında, Çanakkale’nin önde gelen Yahudi ailesinin bir üyesi Halyo tarafından inşa ettirildi.Doğrulanmayan bir iddiaya göre de çok daha önceleri yapıldı ve Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Çarşı’dan söz etti. İlya Halyo ise söz konusu tarihte çarşıyı onarttı ve kullanıma açtı. Bazı anlatımlara göre Gelibolu Çıkartması sırasında Mart 1915′te İngiliz zırhlısı Quenn Elizabeth’in Çanakkale çevresindeki Türk tabyalarını bombardımanı sırasında yıkıldı.

1921′den sonra bir dönem giriş kapısı dışında büyük ölçüde yıkık olarak kaldı ve çarşı olarak kullanılmadı. Resmi kayıtlarda “Bedesten arsası” olarak yer aldı, daha sonra bu arsa üzerinde 14 dükkan inşa edildi.1967 yılında kadastro uygulaması yapıldı ve Çarşı’nın ilk krokisi çizildi. Çarşının tüm yazılı ve sözlü anlatımlara göre özgün durumunun tipik bir arsada olduğu ve İstanbul’daki Mısır Çarşısı’nın “Minyatürü” olduğu belirtilmektedir.Üzerinin küçük kubbelerden oluştuğu, çokgen köşeli pencerelerle doğal aydınlanmanın sağlandığı belirtilmektedir.
1967′deki onarım sırasında bir benzetme olarak kullanılmaktadır. Çarşı içerisindeki dükkanlarda çok eskiden ayna satılmasından bu benzetmenin yapıldığı sanılıyor. Askerlerin çarşıya çıktıklarında buralardan cep aynası satın almaları halk arasında bu şekilde anılmasına sebep olmuştur.

“Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı….” dizeleri ile başlayan türkünün Çanakkale Savaşlarına katılan Kastamonu’lu bir asker tarafından söylendiği de belirtilmektedir.

Hasan Mevsuf Bataryası
Dardanos mevkiinde boğaza hakim tepede bulunmaktadır. Batarya 2 tane 15lik, 3 tane 5 lik toptan teşekkül etmektedir.
Turgut Reis Bataryası: Güzelyalı sırtlarındaki çamlık alana monte edilmiş olup batarya 2 tane 28lik toptan oluşmaktadır.
Mesudiye Bataryası: Güzelyalı Karayolları kampın üzerindeki tepede olup Batarya mesudiye zırhlısından sökülen 2 tane 15 lik toptan teşekkül etmektedir.

Mecidiye Tabyası
Kilitbahir Kalesinin 500 metre ilerisinde bulunmaktadır. Bataryanın önünde Batarya erlerinden 215 kiloluk mermiyi kucaklayan Koca Seyit (Seyit Onbaşı) heykeli bulunmaktadır.

Namazgah Tabyaları
Kilitbahir Kalesinin bitişiğinde bulunmakta olup 16 toptan oluşur.Seddülbahir Tabyası, Ertuğrul Koyu Tabyası ve İntepe’de bulunan Topçam Tabyasında Çanakkale savaşlarında kullanılan toplar bulunmaktadır.

Troya Antik Kenti
Ünlü Ozan Homeros’un Destanlarına konu olan Troya Savaşlarının cereyan ettiği, M.Ö.3000 – M.S.400 yılları arasında dokuz değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin mevcut olduğu Troya antik Kenti Çanakkale Merkezine 30 km. uzaklıktadır.Otobüs,minibüs ve taksi günün her saatinde hizmetinizdedir.

Arkeoloji Müzesi
Assos,Troia´nin çeşitli katmanları, Beşiktepe, Gümüşçay, Kyzikos, Mysia, Dardanos, Tenedos kazılarında bulunanlar, Çanakkale seramikleri ve fosil örnekleri görülebilir.

Nusret Mayın Müzesi
42 metre uzunluğundaki maket orijinaline ölçülendirilerek yapılmış.

Dardanus Tümülüsü
1959´da çimento fabrikası yapımı sırasında tesadüfen bulunan tümülüste ön oda, koridor ve lahit odası meydana çıkarılmış.

Alexsandria Troas
M.Ö. 4.yy´da Roma İmparatoru Hadrian devrinde yaptırılan hamamın kalıntıları, agora ve tiyatro kalıntıları görülebilir.

Akhilleion
Mytileneliler tarafından kurulan kent M.Ö. 3000-2000 yılları arasında ilk iskanını yaşamış.

Sigeion
Tarih kaynaklarından M.Ö. 6.yy´da burada Sigeion´lar ve Midilli´den sürülen ve Akhilleion´a yerleşen Mytileneliler arasında savaş çıktığını biliyoruz.

Ulaşım
Çanakkale’ye karayoluyla ulaşım güneyden İzmir ve Balıkesir’e, doğudan Bursa ve İstanbul’a, batıdan Trakya üzerinden İstanbul ve Edirne’ye bağlıdır.Çanakkale Boğazı’nda Eceabat ile Çanakkale il merkezi arasında çalışan arabalı vapurları, iki yakadaki karayolları arasında bağlantıyı kurar. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Balıkesir ve hemen hemen Türkiye’nin her yerine düzenli ulaşım yapılmaktadır.Gökçeada’ya ulaşım, Çanakkale’den kalkan feribotla, Bozcaada’ya ulaşım ise Odunluk iskelesinden yapılmaktadır.

İklim
İlkbahar sonundan itibaren yöre gezilmeye elverişli.

Etkinlik
Çanakkale Zaferi: 18 Mart
Çanakkale Troya Festivalleri: 10-14 Ağustos
Bayramiç Ayazma Festivali: 17-19 Ağustos

Çanakkale Tanımı

Dated: 22 Şub 2009
Posted by recep
Categoiry: Çanakkale
0 Comments

Çanakkale Türkiye”nin kuzeybatısında Avrupa ve Asya kıtalarını birbirinden ayıran ve kendi adını taşıyan Boğaz”ın iki yakasında kurulmuştur.
Çanakkale”nin doğusunda ve güneydoğusunda Balıkesir, batısında Ege Denizi kuzeybatısında Edirne, kuzeyinde Tekirdağ ve Marmara Denizi bulunmaktadır.Eski çağlarda HELLESPONTOS ve DARDANEL olarak anılan Çanakkale M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini korumuştur. Ege ve Marmara Bölgesinde toprakları bulunan ilin yüzölçümü 9737 kilometrekare,kıyı uzunlukluğu 671 kilometredir.
Konumu gereği Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında geçiş iklimi gösterir.Yağışlar genelde bahar ve kış aylarında görülür.
Erken Bronz Döneminden bu yana önemli bir yerleşim merkezi olan Çanakkale; Çanakkale Boğazı sayesinde Anadolu ile Avrupa ve Akdeniz ile Karadeniz arasındaki bağlantıyı sağlayan iki geçit bölgesinden biridir. Bu özelliği nedeniyle oldukça zengin bir tarihi vardır. Coğrafi konumu, yörede yaşayan topluluklara ekonomik ve askeri üstünlük sağlamış, onlar da uygarlık alanında çağdaşlarını geçmişlerdir. Ancak bu durum, yöreyi çeşitli göç ve istila hareketlerinin hedefi yapmıştır. Değişik tarihlerde yerleşmek yada yağmalamak amacıyla bölgeye gelenler olmuş, her iki durumda belirli kültür alışverişini yoğunlaştırmıştır. Bu kültürel yoğrulma, yüzyıllar boyu kesintilerle sürmüş, bunun sonucu oldukça renkli bir kültür mozayiği ortaya çıkmıştır. Boğazın en dar yerinde Fatih Sultan Mehmet döneminde Rumeli yakasında Sestos dolaylarında Kilitbahir, Anadolu yakasında Abydos dolaylarında Sultaniye (Kale-i Sultaniye) yada Çanak Kalesi adı ile anılan kaleler yapılmıştır. Bugünkü Çanakkale İlinin adı Anadolu yakasındaki Çanak Kalesinden gelmektedir.
Yörenin en eski halkı Beşiktepe ve Kumtepe yerleşmelerinden bilinen Kalkolitik Dönemin yerli halkıdır. Bunlarılerden lere kadar herhangi bir dış etki altında kalmadan yaşamlarını sürdüren Troya halkı izler. Bundan sonra sırasıyla Troya Savaşları ile Akalar, Ege göçleri ile çeşitli kavimler gelmiştir. En son olarak Sicilyalı Komutan Roger De nun ölümüyle buyruğundaki Katalonyalılar bir süre etkinliklerini sürdürseler de, daha sonra Türkler’le yaptıkları bir anlaşma gereği, Çanakkale ve yöresini Türk Beylerine bırakmışlardır.
M.Ö. 3000 yılında kurulan L Troia, M.Ö. 2500 yıllarında bir depremle yıkılmıştır. Bundan önce de yörede eski yerleşmele*rin bulunduğu bilinmektedir. Dardanos kentinin I. Troia”dan önce kurulduğu düşünülmekte*dir. Kuruluş önceliği 100-150 yıl kadardır. M.Ö. 1200”lerde kuzeyden gelen “deniz kavimleri”nin göçü ile bölgede ve Anadolu”da yazılı tarih açısından karanlık dönem başlamıştır. Bölge, M.Ö. 7. yüzyılda Batı Anadolu”da büyük bir güç haline gelen Lydia Krallığı”nın egemenliğine girmiş, M.Ö. 5. yüzyılda Perslerin gelmesiyle, Pers etkisi artmaya başlamış, M.Ö. 386 yılında Persler ve Spartalûar arasında yapılan “Kral Barışı” ile bölgede kesin olarak Pers egemenliği sağlanmıştır. M.Ö. 334”te Makedonya Kralı Büyük İskender”in Pers ordusunu Biga Çayı (Granikos) yakınlarında bozguna uğratmasıyla Anadolu”da Pers hakimiyeti gerilemeye başlamıştır.İskender”in Ölümünden sonra İskender”in komutanları bölgede iktidar mücadelesine girişmişlerdir. Bergama Krallığı”nın hakimiyeti ve Galat istilaları döneminden sonra, Roma”nın bölgedeki hakimiyet kurma çabaları sırasında Diktatör Sulla, Gelibolu”ya kadar gelmiştir. Bölge, Roma ve Bizans dönemlerinde limanlarıyla da önem kazanmıştır. Osmanlıların Akdeniz”de egemenlik kurma istekleri, onları Balkan Yanmadası”ndaki fetihlere, Gelibolu ve yöresinden başlamaya yöneltmiştir. Gelibolu”da bir tersanenin kurulmasıyla birlikte Çanakkale”deki Osmalı egemenliği daha da artmıştır. Boğazın Önemi Çanakkale Savaşları”nda (1. Dünya Savaşı”nda) bir kez daha gündeme gelmiş ve düşman donanması 18 Mart 1915 tarihinde bozguna uğratılmıştır